‘Kurtar bizi Trump’ mı? - Mustafa Kemal Erdemol

ABD’nin Suriye’den askerlerini geri çekme kararından en çok etkilenenler Suriye Kürtleri oldu. Her ne kadar PYD/YPG’nin eski lideri Salih Müslim “Kendimizi savunmak için ABD’ye ihtiyacımız yok” dese de PYD liderliği ABD’ye, Suriye’den çekilmemeleri konusunda çağrı yaptı. Kürtlerin güvenliğini ABD askerinin varlığına bağlaması elbette trajiktir. Kürtler, önderliklerinden çektiler ne çektilerse. Saddam Hüseyin olmak üzere tüm Irak yöneticilerinin ABD desteği ile Kürtleri ezmesi hafızalarda...

Arkalarında ABD ile ilişkiler konusunda böylesine öğretici bir tarih varken, özellikle Arap Baharı süreci sırasında Kürt çevrelerde bir ABD “aşkı” baş gösterdi. Irak’ta, Suriye’de ABD’nin en önemli müttefiki haline geldiler. Bunun elbette anlaşılabilir nedenleri var ancak “devlet altı” yapılanmalar olduklarını, bu nedenle ABD’nin onlar yüzünden müttefik devletlerden asla vazgeçmeyeceklerini kavrayamadılar.

Suriye Kürt’ü farklıydı

Suriye Kürtleri mevcut Kürtler içinde bölge gerçeklerinin farkında olan, bu nedenle de diplomasiyi en iyi kullananlar oldular. Örneğin Esad’a karşı İslamcı cihatçı grupların içerisinde yer almadılar başından beri. Onlardan ayrı bir muhalif çizgi izlediler. Çünkü bölge gerçeklerinin farkındaydılar ve değişen durumun kurbanları olabileceklerini biliyor, Esad’la diyalog kapısını açık tutuyorlardı. Bu politika izlenebilecek en iyi politikaydı.

Ancak ne olduysa ABD’nin Suriye’deki hesaplarında atlanamayacak bir unsura dönüştüler. Bölgeyi iyi bilmeleri, dolayısıyla IŞİD’e karşı savaşta yararlı olacakları kabulü vardı ABD’de. Bu temel üzerinde gelişen ilişkiler, Suriye Kürtlerini “Bıji Obama” noktasına getirdi.

ABD Irak’ta Kürtlere ne yaptı?

ABD’ye yanaşarak, bir devlete değilse de özerk bir yapıya kavuşabileceklerini sağlayabileceği hatasına düştüler. Bu tutum bölgedeki diğer halkların, Suriye’de ve Irak’ta Arap ve Türkmenlerin hoşnutsuzluğuna yol açtı. Kuzey Irak’ta ABD’nin önceleri destekler gibi olduğu, sonra da tamamen geri çekildiği “Irak Kürdistanı Bağımsızlık Referandumu” Kürtler için de ders olmadı. 1974’ten beri Irak’ta özerk bir bölge olan Irak Kürdistanı, referandum başarısızlığından sonra Irak’ta o güne kadarki kazanımlarını büyük oranda yitirdi.

Böyle bir deneyim var arkalarında ama bölge halklarıyla dayanışmak, onlarla birlikte mücadele etmek yerine emperyal bir güce yanaşmak gibi bir tutumları oldu. Suriye’de de ABD tarafından terk edildikleri halde, hâlâ ondan yardım istemeye devam ediliyor.

Beyaz Saray’ın resmi sitesinde başlatılan “Rojava’nın Bir Başka Yemen Olmasına İzin Vermeyin” başlıklı imza kampanyasına Türkiye’den “sol”cu sayılanlar tarafından imza atıldı. Yemen’i bugünkü felakete sürükleyenin ABD-Suudi Koalisyonu olduğunu bilmiyorlarmışçasına.

ABD’nin bir ülkeyi “kurtarmasının” ne demek olduğunu unutanlar, anımsamak için Panama işgaline baksınlar. ABD’nin başa getirdiği Noriega’yı, kendisi için yararlı olmaktan çıktığı için ülkeyi işgal edip devirdikten sonra Panama’nın hâlâ belini doğrultamadığını, işgal için kışkırttığı Irak’ın Kuveyt’i ele geçirmesinden sonra Kuveyt’i Irak’ın elinden “kurtaran” ABD’nin sayesinde bugün Kuveyt diye bir “devlet”in adının bile unutulduğunu bunlara nasıl söylemeli?

Emperyal bir güce dayanmadan, bölge halklarıyla ilişkileri geliştirmekten başka çaresi yok Kürtlerin. Emperyalizmin terkisine binen çabuk düşer. Herhalde son gelişmelerle anlaşılmış olmalı bu.

Cumhuriyet / 22.12.18