Rus basınında geçen hafta (26 Ocak-1 Şubat): Türkiye Suriye'de kaybedenler kulübüne katıldı - Andrey İsaev

Voyenno-promışlennıy kuryer sitesinde çıkan yazıda önde gelen Rus Doğu Bilimcilerden Yevgeniy Satanovskiy, Türkiye’nin “Suriye’de kaybedenler kulübüne katıldığını” öne sürdü. Suriye-Irak sınırını kontrol etmek için Washington’un Suriyeli Kürtleri sonuna kadar destekleyeceğini tahmin eden Satanovskiy, Amerika’nın ana amacının terörü bastırmak ve İran ile Rusya’nın bölgede ilerlemesini frenlemek olduğunu vurguladı.

Nezavisimaya gazetesinde yayımlanan ve Rusya Uluslararası İşler Konseyi uzmanları Kirill Semyonov ile Anton Mardasov imzalı yazıda İdlib’in İslamcı radikallere teslim edildiği iddia edildi.

Yazarların deyişiyle Heyet Tahrir eş-Şam kontrol ettiği toprakları genişletirken “Ankara tarafından kurulan” Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne ait bazı militanlar Afrin’e çekiliyor veya radikallerin kurduğu yerel yönetim ile anlaşma yapıyor. Neticede bölgede ılımlı muhalefet diye bir yapı ortadan kalkmış durumda.

Yazarlara göre Menbiç ile Fırat’ın doğusuna odaklanan Ankara, İdlib’e Moskova ile pazarlıkta kullanılacak bir koz gözüyle bakıyor. Büyük ihtimalle Suriye’nin doğusuna ilerleyen Türkiye, İdlib’den askerlerini tahliye ederek bölgeye Şam’ın taarruzuna yeşil ışık yakacak.

Semyonov ve Mardasov yazıyı bitirirken bir ihtimal daha dile getirdi. Onlara göre Türk ve Rus askerleri İdlib’de teröre karşı ortak bir operasyon düzenleyebilir.

Voyenno-promışlennıy kuryer sitesinde çıkan yazıda önde gelen Rus Doğu Bilimcilerden Yevgeniy Satanovskiy, Türkiye’nin “Suriye’de kaybedenler kulübüne katıldığını” öne sürdü.

Suriye-Irak sınırını kontrol etmek için Washington’un Suriyeli Kürtleri sonuna kadar destekleyeceğini tahmin eden Satanovskiy, Amerika’nın ana amacının terörü bastırmak ve İran ile Rusya’nın bölgede ilerlemesini frenlemek olduğunu vurguladı. Türkiye ile ABD arasında devam eden diyalog neticesinde tampon bölge ve Kürtlerin Fırat’ın batısından çekilmesi üzerine mutabakat sağlandı. Suriyeli ve Rus askerlerin girdiği Menbiç artık Türk-Amerikan gündemi dışında kaldı.

Ankara’nın Suriye’de “TC tarihinde en kapsamlı harekat” ile tehdidi Satanovskiy’e göre blöften başka bir şey değil. Bunun üç sebebi var. Bir, çok sayıda asker Suriye’ye yığılırsa geri kalan sınırın büyük kısmı savunmasız kalır. İki, kapsamlı harekat maliyetlidir, bugün Türkiye ekonomisi onu kaldırmaz. Üç, darbe teşebbüsünden sonra binlerce subay ordudan ihraç edildi, ABD ve AB’nin silah ambargosu da TSK’yi zayıflatıyor.

Peki, Moskova, Şam ve Tahran bu durumda ne yapsın? Tampon bölgesinde Türkiye’nin varlığı fazla sürerse Şam, Afrin’de olduğu gibi ‘Kürt savaşçıları’na destek verecek. Aynı zamanda Suriye ordusunun Fırat’ın doğusunda yüksek olası taarruzu, Rusya’dan havadan desteği görecek. O durumda “Ankara’nın hiç işine gelmeyen” Türk ile Rus askerleri arasında sıcak temasın ihtimali söz konusu. Türkiye’nin kendi başına hareket etmesi de Şam’la Moskova’nın İdlib operasyonuna zorlaştırabilir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin kapsamlı operasyona girmekten çekindiğini iddia eden Satanovskiy, Ankara bir taraftan Moskova diğer bir taraftan Washington ile anlaşarak “göz diktiği Suriye’nin topraklarını barışçı bir şekilde ele geçirmek” istediğini öne sürdü.

Yazara göre en iyisi Suriye-Türkiye sınırının Rus ve Esad askerleri tarafından kontrol edilmesi. O halde hem Türkiye “Kürtlerin saldırısına maruz kalmaz” hem bu durum Şam, ABD ve Kürtlerin işine gelir.

Pravda.ru sitesi Cengiz Han’ın torunlarını araştırdı.

1452 yılında Rusya sınırları içinde sadece Cengiz Han soyundan gelen hanların yönettiği “özerk” Kasimov Hanlığı kuruldu. Hanlarından Simeon Bekbulatoviç’e 1575’te Müthiş İvan tarafından “Bütün Rusya Büyük Prensi” ünvanı verildi ve biçimsel olsa da 11 ay boyunca Rusya tahtında kaldı. Bunun ardından İvan, Simeon’u Ortodoks yaptırdı, Yelena Mstislavskaya adlı bir Rus asilzade ile evlendirdi ve Tver prensliğine atadı.

Kazak hanlarından Çokan Valihanov, XIX’uncu yüzyılın ikinci çeyreğinde Rusya’ya sığındı ve subay oldu. Kazak tarihi alanında birçok araştırma yapan Valihanov Rusya’nın Orta Asya’yı fethine katıldı. Makale yazarının deyişiyle “Rusya’ya boyun eğmiş halkların üzerine uygulanan şiddet” Valihanov’u ordudan istifa ettirdi.

Nabokov soyu Kırım kökenli. XIX’uncu yy’nin ortasında Dmitriy Nabokov Adalet Bakanlığını yürüttü. Oğlu Vladimir I. Duma vekilliği ve sonradan Bolşeviklerin devirdiği “Geçici Hükümet” kalem müdürlüğünü yaptıktan sonra bir terör olayı sırasında öldürüldü. Oğlu Vladimir yazarlığı seçti ve özellikle “Lolita” romanı ile dünya çapında ün kazandı.

Novıye izvestiya gazetesinin verdiği habere göre Spravedlivaya Rossiya (Adil Rusya) Partisi’nin başvurusu üzerine Rusya Devlet Başkanlığı Hacı Murat’ın kafatasını Dağıstan’da toprağa vermeye karar verdi.

Şeyh Şamil’in “sağ kolu” ve Dağıstan milli kahramanı Hacı Murat, Lev Tolstoy’un yazdığı öykü sayesinde dünyaca meşhur oldu. 1851 yılında Şeyh Şamil’e kızan Hacı Murat Rus ordusuna katılmıştı. Bir sene sonra Ruslarla da anlaşamayan savaşçı dağlara geri dönerken Kozaklarla girdiği bir çatışmada öldürülmüştü.

Kafası kesilmiş ve St-Petersburg’a yollanmıştı. O zamandan beri kafatası Büyük Petro’nun kurdurduğu Kunstkamera Müzesi deposunda saklanıyordu.

Regnum ajansı yazarlarından Stanislav Tarasov, Avrupa’da Roksolana adıyla bilinen Kanuni Süleyman’ın karısı Hürrem Sultan’ı Ukrayna’nın “özelleştirdiğini” öne sürdü. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği’nin “Türkiye makamlarına”, Süleymaniye Camisi’nde bulunan Roksolana’nın mezarında “Rus” yerine “Ukraynalı” yazdırdığını sosyal medyada paylaştı.

Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yorum isteyen ajans, ismini vermek istemeyen bir “bakanlık yetkilisinden”, söz konusu kararın “özel araştırma yapmaksızın ve bakanlığı aşan seviyede alındı” yönünde cevap aldı.

Slav olan Hürrem Sultan’ın gerçek ismi bilinmiyor. Yaygın bir inanışa göre bugün Batı Ukrayna’ya ait ve dönemin Büyük Litvanya Prensliği sınırları içinde olan Polesya bölgesi kökenli ve bir papaz ailesinden gelen Roksolana, Kırım Tatarları tarafından kaçırılmış ve Kanuni Süleyman’a ‘hediye edilmiş’. Bununla beraber bazı kaynaklar Roksolana’nın Leh, Rus ve hatta İtalyan kökenli olduğunu iddia ediyor.

Gazete Duvar / 02.02.19