Brezilya emekçi halk hareketinde yeni dönem

Temer hükümetine karşı biriken ve yer yer açığa çıkan öfke, 15 Mart günü yapılan protesto dalgasıyla yeni bir seviyeye ulaştı.

Geçen Çarşamba (15 Mart) günü, Brezilya, Cumhurbaşkanı Michel Temer hükümetine karşı düzenlenen milyonların katıldığı protesto ve grev dalgasıyla sarsıldı. Eski Başkan Dilma Rousseff'u yargı-parlamento darbesiyle devirerek 2016 yazında yönetime gelen Temer hükümetine karşı biriken ve yer yer açığa çıkan öfke, 15 Mart günü yapılan protesto dalgasıyla yeni bir seviyeye ulaştı. Temer hükümeti döneminde ilk defa 26 eyaletin 19'unda yaygın olarak yapılan eylemlerde milyonlarca insan yer aldı. Yolsuzluğa bulaşan Temer hükümetine karşı grev, bakanlık binalarının işgali ve sokak protestoları iç içe olarak gerçekleştirildi.

Eski Başkan Dilma Rousseff'u yolsuzlukla suçlayarak iktidara el koyan Dilma Rousseff'un eski yardımcısı Temer'in beş bakanı ve onun çevresindeki 83 burjuva-gerici politikacıya karşı savcılığın açtığı dava, sermaye iktidarlarının boğazına kadar nasıl da yolsuzluk ve rüşvet pisliği içerisinde debelendiğini gösteriyor.

Rüşvet ve yolsuzlukta sınır tanımayan burjuva hükümetler, aynı aç gözlülük ve kindarlıkla işçilerin ve emekçilerin haklarına saldırıyorlar. Rüşvet ve yolsuzlukla boşalttıkları fonların yüklerini işçilerin ve emekçilerin sırtına yıkmaya çalışıyorlar. Yolsuzluk ve rüşvet, işçi sınıfı ve emekçi halkların haklarına saldırılar bir madalyonun iki yüzüdür. Güney Kore, Güney Afrika ve Türkiye örneğinde olduğu gibi, kapitalist sistemin bu karakteristik özelliğine oldukça aşinayız.

İşçi sınıfının haklarına saldırarak sosyal güvenlik sisteminde kesintiler yapmak, primleri yükseltmek isteyen Temer hükümeti, emeklilik yaşını da yükseltip, emeklilik aylıklarını düşürmek, grev hakkını sınırlayarak, güvencesiz ve geçici işçiliği, taşeronlaştırma ve esnek çalışmayı yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Aç gözlü asalaklar sürüsünün saldırısına karşı Sao Paulo'da yapılan protesto eyleminde  300 binden fazla insan yer aldı.

Sabahın erken saatlerinde Başkent Brasília'daki Maliye Bakanlığı’nı basan yaklaşık bin 500 gösterici “Gerektiği kadar kalacağız, hükümete haklarımızda yapacağı herhangi bir kısıtlamayı kabul etmeye hazır olmadığımızı tebliğ etmek için buradayız” diye açıklama yaptılar. Bakanlık binasını işgal edenlerin sayıları yeni katılımlarla birlikte on bini bulurken, eylemciler saat 17.00'de işgal eylemlerini bitirdiler.

Rio de Janeiro'da polis protestoculara karşı göz yaşartıcı gaz kullandı. Salvador ve Belo Horizonte'de olduğu gibi trafik felç oldu, çünkü otobüs şoförleri de işi bırakmıştı. Pek çok okul boş kaldı, dersler iptal edildi.

Eylemler ikinci gününde azalarak da olsa devam etti. Paraná eyaletinin başkenti Curitiba'da da öğretmenler ve otobüs şoförleri grev yaptılar.

Emeklilik yasasını hazırlayan raportör Arthur Maia, Perşembe günü yaptığı açıklamada tasarıyı Nisan başında meclise  sunacağını açıkladı. Yüzde on iki olan işsizlik ve ekonomik krizden dolayı yaşam koşulları kötüleşen Brezilyalı emekçilerin zaten zor olan yaşam koşulları bu saldırılardan dolayı daha da zorlaşacaktır.

Yolsuzluk ve rüşvete karşı eylemlerin sosyal ve sınıfsal saldırılara karşı birleşik olarak sürdürülmesi, protesto eylemlerinin yer yer de olsa grevlerle desteklenmiş olması, topraksız köylü hareketinin de eylemlerde yer alması Brezilyalı emekçiler ve bu arada dünya emek hareketi içinde önemli bir deney ve kazanımı olmuştur.

Michel Temer'in halefi eski suç ortağı neo-liberal politikaların uygulayıcısı Luiz Inácio Lula da Silva ve Dilma Rousseff'un demagojik manevralarını etkisizleştirmeyi başardığı oranda, Brezilya emekçi hareketi başarıya daha çok yaklaşacaktır.