İdlib’de El Nusra, Fıratın Doğusu’nda ABD

İdlib’de karmaşık sorunlar yumağı aşılmamışken, ABD’nin Fıratın doğusu/Rojava bölgesinde attığı yeni adımlar ise, bu bölgedeki sorunun daha karmaşık bir hal almasına neden oldu.

Dikkatler İdlib’in cihatçı çetelerden temizlenmesine odaklanmışken, ABD’nin Fırat’ın doğusunda/Rojava’da attığı yeni adımlar, PYD’nin merkezinde bulunduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Beşşar el Esad yönetimi arasındaki gerilimi arttırdı. Önceliği İdlib’e veren Şam yönetimi, ABD’nin bu uğursuz yeni girişimlerini de yakından izliyor.  

***

İdlib’de cihatçı çeteleri ağır silahlardan arındırma ve çatışmasızlık bölgesi oluşturma yükümlülüğü altına giren AKP iktidarı, görevini kısmen başarmış görünüyor. Ancak cihatçı çetelerin en azılısı olan El Kaide’nin Suriye kolu, anlaşmaya uymayacağını ilan etti. Önceki adı el Nusra Cephesi, yeni adıyla Heyet Tahrir’uş Şam (HTŞ) çetesi, Suriye ordusuna saldırı düzenleyerek, ateşkesi ihlal etti.   

HTŞ çetelerinin ateşkesi ihlali, İdlib’de çatışmaların şiddetlenme riskini arttırıyor. AKP iktidarıyla pazarlık yapan HTŞ ne anlaşmayı kabul ediyor ne pazarlıklardan çekiliyor. Anlaşıldığı kadarıyla HTŞ’nin bu ikilemi, yolun sonuna yaklaşmış olmasından kaynaklanıyor. AKP’nin pazarlıktan istediği sonucu almasını zorlaştıran HTŞ’nin tutumunu, cihatçı çetelerin son çırpınışı saymak mümkündür. 

İdlib’deki şeriatçı emirliği yıkmaya kararlı görünen Suriye yönetimi ise, ateşkes ihlalinin devam etmesi durumunda askeri seçeneğin gündeme geleceği konusunda uyarıyor. El Mayadeen kanalına konuşan Suriye Dışişleri Bakanı Velid el Muallim, “Suriye yönetiminin İdlib’deki ‘fiili duruma’ seyirci kalmasının mümkün olmadığını” vurguladı.

Bölgedeki sivillerin tahliyesi için koridorlar açan -Rusya, İran, Lübnan Hizbullah desteğindeki- Esad yönetimi, İdlib’deki şeriatçı yapıyı tasfiye etme, kent ve kırsalında kontrolü yeniden sağlama konusunda kararlılığını teyit ediyor. Bu ise, HTŞ çeteleri ateşkese uymama konusunda ısrarı sürdürürlerse, bölgenin sert bir çatışma alanına dönüşebileceğine işaret ediyor.

*** 

İdlib’de karmaşık sorunlar yumağı aşılmamışken, ABD’nin Fıratın doğusu/Rojava bölgesinde attığı yeni adımlar ise, bu bölgedeki sorunun daha karmaşık bir hal almasına neden oldu. ABD’nin son günlerde 300 TIR dolusu silah, zırhlı araç ve mühimmatı DSG’ye gönderdiğine dair haberler, Trump yönetiminin Rojava planlarında değişikliğe gittiğinin işaretlerini veriyor.

Fransız basınına demeç veren Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un, “Fırat’ın doğusunda, kesinlikle kabul edilemeyecek şeylerin olup bittiği muazzam büyüklükte topraklar var. ABD bu toprakları Suriyeli müttefikleri, başta Kürtler üzerinden orada bir sözde devlet kurmak amacıyla kullanmaya çalışıyor” şeklindeki sözleri, sorunun ciddiyetini gözler önüne seriyor.

Bu tartışma devam ederken işgalci ABD askerlerinin fosfor silahı kullandığına dair ciddi iddialar gündeme geldi. Yerel kaynaklara dayandırdığı haberinde SANA (Suriye haber ajansı), ABD ordusunun Deyr ez Zor’dan 110 kilometre mesafede bulunan Hacin kentine düzenlediği bombardımanda beyaz fosfor mühimmatı kullandığını ileri sürdü.

Rusya tarafından da teyit edilen bu haberi ABD yalanlamadı. IŞİD’e karşı savaştığını iddia eden Trump yönetimi, her türlü silahı kullanma hakkına sahip olduğunu savunan bir açıklama yapmakla yetindi. IŞİD’e karşı savaşmak gibi esaslı bir derdi olmayan ABD’nin fosfor silahı kullanması, Suriye politikasında daha saldırgan bir üslup kullanmaya başlayacağının sinyallerini verdi.

Bu gelişme Esad yönetimine destek verenlerle PYD temsilcilerinin birbirine karşı üslup değiştirmesine neden olmuş görünüyor. Son günlerde yapılan ama resmi olmayan açıklamalarda tarafların üslubunda bir sertleşme olduğu gözleniyor.

DSG ile Esad yönetimi arasında görüşmeler başlamış, YPG İdlib’in çetelerden kurtarılmasında Suriye Arap Ordusu ile birlikte savaşabileceğini ilan ettikten sonra yaşanan bu gelişmeler, ABD emperyalizminin Rojava’da oynadığı uğursuz rolün dolaysız sonucudur. ABD bu politikada ısrar eder, PYD/DSG bu politikaya angaje olursa, bölgenin yıkıcı bir savaşa sürüklenme riski de artacaktır.