Suriye’de kalmak mümkün değil, çekilmek zor…

Görünen o ki, Trump yönetimi zamana yayarak da olsa çekilme kararını uygulayacak. Geride bir-iki askeri üs bırakma ya da bazı danışmanları çekememe gibi seçeneklerden söz edilse de, PYD ile Suriye yönetimi anlaştıktan sonra bunların bir hükmü kalmayacak. Bazı güçlerin süreci baltalama girişimlerinde bulunma ihtimali de yüksektir. Bu tür girişimler çekilme sürecini uzatsa da, süreci tersine çevirme gücünden yoksun görünüyor…

Trump yönetiminin işgalci askerlerini Suriye’den çekme kararı alması hem ABD içinde hem de dışında tartışmalara yol açtı. Emperyalist Amerikan rejiminin içindeki çatlağı derinleştiren karar, Türkiye, İsrail gibi işbirlikçi rejimleri de rahatsız etti.

Tartışmalar Trump’ı basınç altında bıraksa da kararından geri dönmedi. Ancak aynı anda hem “ABD Kürtleri sırtından hançerledi” algısını kırmak hem ırkçı-siyonist İsrail rejimini rahatlatmak hem de Suriye’ye müdahaleyi Ankara’daki işbirlikçilerini kullanarak sürdürmek gibi karmaşık işlerle yüz yüze kaldı.

***

Basınç altında kalan Trump, Suriye'den Amerikan askerlerinin çekileceğini ancak bunun için zaman belirlemediğini açıklayarak, kendi kendini yalanladı. Kısmen geri adım atan Trump, askerlerin geri çekilmesini zamana yayarak maruz kaldığı eleştirileri hafifletmeye çalışıyor.

Siyonistleri rahatlatmak için İsrail’i ziyaret eden Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ise, işgal altındaki Kudüs’te yaptığı açıklamada, Amerikan askerlerinin Suriye’den çekilmesinin, Washington’ın müttefiklerinin savunması sağlanarak yapılacağını söyledi.

Siyonist rejiminin hassasiyetlerine hitap eden John Bolton, aynı anda “Kürtleri korumaya yönelik anlaşma sağlanmadan ABD askerlerinin çekilmesi gerçekleşmeyecek” diye açıklama yaparak, Kürtleri oyalamaya taktiğine de başvurdu.

Kürtlere “güvence” veren John Bolton’un,  “Türkiye'nin, kendileriyle tam koordinasyon içinde olmadan Suriye'de askeri müdahalede bulunmasını istemediklerini” söylemesi kaba bir ikiyüzlülüktür. Kürt halkının kazanımlarını ortadan kaldırıp PYD’yi dağıtmak için çırpınan Ankara’daki işbirlikçilerinden “Kürtlere himaye” talep etmesi, saçmalıktan başka bir şey değildir.

***

Tel Aviv’deki Amerikancılar Bolton’un sözlerinden memnun olurken, Ankara’dakiler ise, rahatsız oldu. Bolton’a yanıt yetiştiren saray sözcüsü İbrahim Kalın, “Türkiye'nin Kürtleri hedef aldığı iddiası akıl dışıdır…” dedi.

Riyakarlıkta Bolton’u bile gölgede bırakan İ. Kalın “Türkiye'nin hedefi DEAŞ ve PKK/PYD/YPG terör örgütleridir” dedi.

DEAŞ, yani IŞİD’le bir sorunu olmadığına göre saray rejiminin esas derdinin Kürt hareketiyle olduğu İ. Kalın tarafından da teyit ediliyor. Riyakarlığın sınırlarını alt-üst eden saray sözcüsü, tek dertlerinin “Kürtleri PYD/PKK teröründen kurtarmak” olduğunu söylüyor.

***

ABD ile Tel Aviv ve Ankara’daki işbirlikçilerinin IŞİD’e karşı mücadeleden söz etmeleri riyakarlığın dik alasıdır. İç politikada sıkışan Trump “askerlerimiz eve döndü” propagandasına muhtaçken, İsrail, İran-Suriye eksenine karşı ABD’nin sağladığı himayenin devam etmesi için çırpınıp duruyor.

Bu arada hem Suriye topraklarında gözü olan hem Kürt halkının kazanımlarını ortadan kaldırmak için saldırgan bir politika izleyen AKP-saray rejimi ise, açmaza düşmüş görünüyor. Çünkü verili koşullarda ne Kürt hareketini dağıtabilir ne Kürt halkının kazanımlarını ortadan kaldırabilir. Fırat’ın doğusuna Suriye ordusunun yerleşme olasılığı artarken, saray rejimi ABD’nin kalmasından yana olduğunu hissettiriyor.

Görünen o ki, Trump yönetimi zamana yayarak da olsa çekilme kararını uygulayacak. Geride bir-iki askeri üs bırakma ya da bazı danışmanları çekememe gibi seçeneklerden söz edilse de, PYD ile Suriye yönetimi anlaştıktan sonra bunların bir hükmü kalmayacak. Bazı güçlerin süreci baltalama girişimlerinde bulunma ihtimali de yüksektir. Bu tür girişimler çekilme sürecini uzatsa da, süreci tersine çevirme gücünden yoksun görünüyor…