30 Mart yerel seçimlerinin ardından...

Sokağın gücünü sandıkları ölçemez!

30 Mart yerel seçimleri geride kaldı. AKP seçimlerden birinci parti olarak çıkarken önceki yerel seçimlerdeki göre oy oranını ve belediyelerini koruyor. Diğer düzen partileri payına da ortada önceki seçimlere göre esaslı bir değişim görünmüyor.

Kuşkusuz bu sonuç AKP açısından bir başarı olmakla birlikte, seçim sırasında sistematik biçimde hile yapıldığını gösteren çok sayıda kanıt var. Ayrıca bu sonucun ahlaki ve hukuki meşruiyeti tartışmalı hale gelen hükümetin devletin imkanlarını tepe tepe kullanmasıyla elde edildiğini unutmamak gerekir. Seçim sırasında yapılan hileler bir yana sadece bu kadarı bile, bu seçimleri şaibeli ve gayri-meşru hale getirmeye yeter. Bunun için aldığı oylar, AKP’nin çürümüş ve kokuşmuş bir parti olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.

Kuşkusuz gerici-faşist AKP bu şaibeli seçim başarısını da, sıkıştığı yerden kurtulmak için kullanacak, genel olarak faşist baskı ve terörünü arttıracaktır.

Öte yandan CHP açısından seçim sonuçları bir fiyasko olmuştur. Gerici güç odaklarının karanlık operasyonlarına bel bağlanarak hazırlanmış seçim projeleri suya düşmüştür. Belirtmek gerekir ki, böyle projelerle AKP karşısında sahici bir seçenek haline gelmek mümkün değildi. Öyle ki, hırsızlıkları ayyuka çıkmış AKP yöneticilerinin karşısına yine hırsızlıklarıyla nam salmış adaylarla çıkmak, AKP’nin ekmeğine yağ sürmekten başka bir sonuç vermeyecekti. Öyle de oldu. AKP’nin deşifre edilen pisliğinin de olağanlaşmasına hizmet ederek milyonlarca insanın seçim hileleriyle aldatılmasına hizmet etti.

Yerel seçim sonuçlarından Kürt hareketinin Kürt illerinde siyasal mevzilerini koruduğu ve bazı yeni mevziler elde ettiği görülmektedir. Fakat seçimler Kürt hareketi payına HDP projesinin iflasını tescillemiştir. Öyle ki HDP’nin ortada kayda değer herhangi bir başarısı ya da Kürt hareketinin mevcut güçlerinin ötesinde sağladığı bir katkı neredeyse yoktur.

Diğer taraftan seçim sonuçları AKP payına bir başarı olmakla birlikte, Haziran Direnişi ile kendisini ortaya koyan toplumsal mücadele dinamiğine en ufak bir gölge düşürmemektedir. Çünkü gerçekte bir sokak gücü olan bu büyük toplumsal mücadele dinamiğinin boyunu seçimlerle ölçmek nafile bir çabadır.

Elbette seçim sonuçları hareketin bu toplumsal dinamikleri üzerinde moral bozucu etkilerde bulunabilir. Fakat onu kıramaz. Bu etkiler de ancak kısa süreli olur. Akabinde direniş kendi kanalında ve toplumsal mantığına uygun bir seyir izleyerek gelişip güçlenecektir.

Seçim sonuçları bu toplumsal mücadele dinamiğini sandıkta oy olarak devşirmeye çalışanların heveslerini kursaklarında bırakmıştır. Ama öte yandan da onun düzen partilerinden ve siyaset mekanizmalarından uzaklaşmasının gerçek bir ihtiyaç olduğunu göstermiştir. Elbette bunu sağlayacak olan işçi sınıfıdır. İşçi sınıfı siyasal ve kolektif bir güç odağı olarak ağırlığını koyduğu ölçüde hem gericilik gerçek anlamda yenilebilecek hem de toplumsal-siyasal öfke kendisine gerçek anlamda bir çıkış yolu bulacaktır.