Ticarethaneye çevrilen okullarda artan şiddet

Eğitim toplum için en temel bir haktır. Ulaşılabilir, parasız ve nitelikli olması gerekirken, bugün akademisyenlerin vurulduğu, gericiliğin yuvasına dönüşen, paralı ve niteliksiz bir hale getirildi.

Geçtiğimiz günlerde Çankaya Üniversitesi’nde bir araştırma görevlisinin, öğrencisi tarafından katledilmesi, eğitim kurumlarının, özellikle de özel okulların çürümüşlüğünün geldiği noktayı gözler önüne serdi. Araştırma görevlisi olan Ceren Damar, kopya çektiği için kendisine tutanak tutulmasını kabullenmeyen öğrencisi tarafından önce bıçaklanarak ardından silahla vurularak katledildi. Cinayetin üstü, üniversite rektörünün de çabasıyla adeta örtülmeye çalışıldı.

Özel üniversiteler birer ticarethane gibi işletilirken, öğrenciler birer müşteri, verilen eğitim bir “hizmet” olarak görülüyor. Bu böyle olunca ve “paran kadar eğitim” mantığının işlediği yerde, akademisyenler ve araştırma görevlileri emir kulu yerine konuluyor.

Türkiye’de son dönemlerde özel okullara teşvik artarken, devlet okullarına neredeyse hiç yatırım yapılmadı. Daha fazla kâr uğruna eğitimi paralı ve pahalı hale getiren sermaye devleti, üniversitelerde, kendine dinci-gerici, ucuz işgücü ordusu yaratmayı hedefliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın başına getirilen özel Maya Okulları’nın sahibi Ziya Selçuk, 4 yıl önce 6 bin 710 olan özel okul sayısının 2017-2018 eğitim-öğretim yılı içinde ikiye katlanarak 11 bin 694’e çıktığını, özel okullardaki öğrenci sayısının da 1 milyona ulaştığını ifade etti. Devlet okullarında yaklaşık 15 milyon öğrenci eğitim görürken, özel okullarda eğitim gören öğrenci sayısı 1 milyon 400 bine yaklaştı. Yani her 10 öğrenciden 1’i artık özel okulda okuyor. Tablo böyle olunca, özel üniversitelerde hizmet satın alınırken, öğrenciler istedikleri “hizmeti” alamadıkları durumda hocalarına karşı şiddet uygulayabiliyorlar.

Araştırma görevlisi Ceren Damar’ın silahla vurulması, okulların ticarethaneye çevrilmesi gerçeğinin yanında başka bir gerçekliğe daha ışık tutuyor. Yaşanan bu katliam, ticarethaneye çevrilmiş üniversitelerde rektör eliyle palazlanan gerici çetelerin, silahlı ülkücü yapıların varlığını gözler önüne seriyor. Çankaya Üniversitesi’nde de olduğu söylenen ülkücü çetenin akademisyenleri tehdit ettiği, gerici etkinlikler düzenlendiği üniversite öğrencileri tarafından belirtiliyor. Öyle ki araştırma görevlisini öldüren öğrenci birçok kez bıçaklı yaralama olaylarına karışsa da eğitime devam etmesi, bu gericilerin üniversite tarafından da özel olarak korunduğunu gösteriyor.

Akademide ilerici birikimi tasfiye etmek, ilerici, devrimci öğrenci ve akademisyenleri üniversitelerden uzaklaştırmak hedefiyle hareket eden sermaye devleti, üniversitelerde dinci-gerici yapılanmaların oluşmasında ön ayak olurken, gerçekleştirilen her gerici etkinliğe rektörler eliyle adeta tüm imkânlarını seferber ediyor. Sermaye devletinin desteğini alan gerici çeteler üniversitelerde istedikleri gibi terör estirirken, gerçekleştirdikleri her saldırı, rektör ve yandaşları tarafından hasıraltı ediliyor.

Eğitim toplum için en temel bir haktır. Ulaşılabilir, parasız ve nitelikli olması gerekirken, bugün akademisyenlerin vurulduğu, gericiliğin yuvasına dönüşen, paralı ve niteliksiz bir hale getirildi.

Üniversitelerin bu karanlık tablosunu değiştirmek elbette ki bizim elimizde. Üniversitelerin, sermayenin çıkarları doğrultusunda işletilmesi, gerici çetelerin cirit attığı yerlere dönüştürülmeleri ve eğitimin niteliksiz ve paralı hale getirilmesine karşı gençlik olarak “Eşit, parasız, bilimsel eğitim!” talebini yükselterek mücadeleyi büyütmeliyiz.

P. Sevra