Trump’ın “savaş kabinesi” Ankara’daydı…

Washington’daki efendilerini memnun etmek için çırpınan, Rusya-İran cephesini oldu-bittiye razı edebileceğini sanan, cihatçı çeteler kozunu pervasızca kullanmaya çalışan AKP-saray rejiminin, ülkeyi yeni bir felakete sürükleme tehlikesi günden güne artıyor.

 

Artık her seçime savaş tamtamlarıyla hazırlanan AKP-saray rejimi namlularını Fırat’ın doğusuna çevirmişken, Trump, işgalci askerlerini Suriye’den çekeceğini ilan etti. AKP şefiyle aldığı karar bağlamında görüşen Trump, “IŞİD’in ortadan kaldırılması” ile “Kürtlerin himayesi”ni saray rejimine emanet ettiğini açıkladı.

Trump’ın ancak “maskaralık” diye nitelenebilecek bu açıklamasının ardından, ABD ile Ankara’daki işbirlikçileri arasında görüşme trafiği yoğunlaştı. Bu defa medyaya verilen vaazlar değil, iki tarafın Suriye’ye küstahça müdahaleleri ve Kürt hareketiyle ilişkileri pazarlık masasındaydı.

ABD Genelkurmay Başkanı, Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı ve IŞİD ile Mücadele Uluslararası Mücadele Özel Temsilcisi 7 Ocak akşamı Ankara’ya geldi. Ancak, Ortadoğu halkları için yeni musibetlere davetiye çıkaracak Trump yönetimi-Saray rejimi pazarlığında henüz anlaşma sağlanamadığı anlaşılıyor.

Sefil çıkarların çatışmasından doğan anlaşmazlık, daha çok Ankara’daki işbirlikçilerin Kürt halkına düşmanlıkta sınır tanımamalarından kaynaklanıyor. Bu elbette Trump yönetiminin “Kürt halkının dostu” olduğu anlamına gelmiyor. AKP-saray rejiminin sergilediği histeri, ABD üsleri ile YPG’ye verilen silahları talep etmesi, emperyalist efendileri bile rahatsız etmiş görünüyor.

Trump’ın “savaş kabinesi”nin AKP-saray rejiminden talep ettiği şeyler de, verili koşullarda pek gerçekçi sayılmıyor. Kürt hareketini bir kaşık suda boğmak için adeta çırpınan, Kürt halkının bütün kazanımlarını ortadan kaldırmak için her yola başvuran bir rejimden, PYD için güvence istemek akla uygun görünmüyor. Bu durum IŞİD’le aynı ideolojik kaynaktan beslenen AKP’den cihatçı çetelere karşı savaşmasını isteme noktasında da geçerlidir.

Suriye’de savaşın devamı, cihatçı çetelerin korunması, Suriye yönetiminin tüm ülkede denetim sağlamasının önlenmesi vb. konularda hemfikir olan Trump’la Ankara’daki işbirlikçileri, Kürt hareketiyle ilişkiler konusunda anlaşmazlığa düşüyorlar. Nitekim son görüşmelerde de bu sorun aşılamadı.

Washington’daki efendileriyle pazarlığa devam eden saray rejimi, aynı anda Rusya-İran cephesini de idare etmeye çalışıyor. Bu cephe ile ilişkileri, esas olarak elde tuttuğu “cihatçı çeteler kozu”na dayanarak İdlib’in belli bölgelerini işgal etme ve Fırat’ın doğusuna sarkma hevesleri noktasında odaklanıyor.

Washington’daki efendilerini memnun etmek için çırpınan, Rusya-İran cephesini oldu-bittiye razı edebileceğini sanan, cihatçı çeteler kozunu pervasızca kullanmaya çalışan AKP-saray rejiminin, ülkeyi yeni bir felakete sürükleme tehlikesi günden güne artıyor. Zira aynı anda “üç ipte oynama” kurnazlığı yaptığını sanan bu rejime kimse güvenmiyor. Dolayısıyla olayların seyri farklı boyutlar kazanabilir ve böylesi bir gelişmenin yeni felaketlere davetiye çıkarmaktan öte bir sonuç yaratması olası değildi.

Bu gidişata dur diyebilmek için saray rejiminin yayılmacı, ilhakçı, ırkçı savaş politikaları reddedilmeli, işçilerin birliği, halkların kardeşliği savunulmalıdır!