Kriz koşullarında işçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesi

Ankara’da “Ekonomik kriz, işçi sağlığı ve güvenliği mücadelesi” başlıklı panel düzenlendi.

Ankara İSİG Meclisi bugün gerçekleştirdiği “Ekonomik kriz, işçi sağlığı ve güvenliği mücadelesi” başlıklı panel ile kriz gerçekliğini ve kriz koşullarında işçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesini tartıştı.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nde gerçekleşen panelde Prof. Dr. Korkut Boratav kapitalizmin krizi üzerine bir sunum gerçekleştirirken, İSİG Meclisi’nden Murat Çakır “İşçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesinin bugünü/yarını”, 3. Havalimanı işçilerinin avukatlarından Kazım Bayraktar ise “Üçüncü havalimanından işçi sağlığı ve güvenliğine bakmak” başlıklı sunumlar yaptı.

2019 bütçesi IMF’siz IMF programı”

Panelde ilk sözü alan Prof. Dr. Korkut Boratav konuşmasına, emeği ile geçinen büyük çoğunluğun bir krizden geçildiğini algılamadığını söyleyerek başladı. Krizin kapitalist sistemin krizi olduğunu ifade eden Boratav, krizin iki temel sorumlusu olarak uluslararası finans kapital ve AKP hükümetini işaret etti. Kırılgan hale gelen Türkiye ekonomisinde İngiltere ziyareti sırasında AKP şefi Erdoğan’ın uluslararası sermayenin tedirginliğini arttırdığını, ancak AKP’nin bir ay içinde çok hızlı bir dönüş gerçekleştirdiğini söyledi. Kriz dönemlerinde sermayenin her zaman kaçtığını söyleyerek faturanın işçi ve emekçilere kesilmek istendiğini vurguladı. IMF’siz bir IMF programı uygulandığını ifade eden Boratav, 2019 bütçesinin, daha kriz öncesinde IMF’nin raporlarında istediği bütün önlemleri içerdiğini söyledi. Bu çerçevede yaşanabilecekler konusunda düşüncülerini paylaşan Boratav, konuşmasını 2002’de Arjantin’de halkın krizin faturasını ödemeyi reddettiğini, bu yüzden 3 kez cumhurbaşkanının değiştiğini, son cumhurbaşkanının ise dış borçları ödemeyi reddetmek zorunda kaldığını hatırlatarak noktaladı.

Son 3 yılda metal iş kolunda iş cinayetleri yüzde 100 arttı”

Murat Çakır ise işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunun genelde teknik bir konu olarak algılandığını ancak bir bütün olduğunu ifade ederek başladı. Son dönemde sendikalar ve meslek odaları tarafından gündeme getirilen “Emeğin hakları” çalışmasının taleplerinin ekonomik taleplerle sınırlı kalmasını eleştirdi.

İçinden geçtiğimiz siyasal gericilik sürecinde iktidarın işçi sınıfına uyguladığı baskının yoğunlaştığına işaret eden Çakır, bu baskı ortamında iş cinayetlerinde yaşanan artışa dikkat çekti. Son 3 yılda metal iş kolunda meydana gelen iş cinayetlerinde yüzde 100 artış yaşandığını ifade eden Çakır, geçmişte işçilerin risk içeren işleri yapmak istemediğini söyleyebildiğini, ancak bugün en küçük bir itiraz göstermekten çekindiğini söyledi. Bu süreçte intiharlar, kalp krizleri gibi nedenlerle yaşanan işçi ölümlerinin de arttığını ifade eden Çakır, bu koşullarda mücadelenin ancak direniş ile iç içe bir şekilde yürüyebileceğini söyledi.

İşçilere uygulanan baskılar hapis cezasını gerektiriyor”

Av. Kazım Bayraktar, burjuva hukukunun sözde serbest sözleşme ilkesinin gerçekte ne anlama geldiğini ifade ederek konuşmasına başladı. İşçilerin çaresizliğe itilerek en ağır koşulları kabul etmeye zorlandığını ifade eden Av. Bayraktar, normal koşullarda bu zorlamanın burjuva hukukunda bile hapis cezasını gerektiren bir suç olduğunu söyledi. 3. havalimanı işçilerinin direniş ve tutuklanma sürecine ilişkin ayrıntılı bir aktarım yapan Bayraktar, saldırıların topyekûn bir mücadele ile püskürtülebileceğini dile getirdi.

Panel, soru cevap bölümünün ve katılımcıların düşüncelerini ifade ettikleri forumun ardından sona erdi.

Kızıl Bayrak / Ankara